
Almanya siyaseti, bu pazar günü Baden-Württemberg eyaletinde yapılacak olan kritik seçimlere kilitlendi. Federal düzeyde Tarım ile Eğitim ve Araştırma Bakanlığı gibi önemli görevlerde bulunan Cem Özdemir, siyasi kariyerinin en büyük sınavını vermeye hazırlanıyor. Anketlerin baş başa gösterdiği yarışta Özdemir, eyaletin ilk göçmen kökenli Başbakanı (Ministerpräsident) olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.
1965 yılında Tokatlı bir baba ve İstanbullu bir annenin çocuğu olarak Bad Urach’ta doğan Özdemir, bugün Almanya’nın ekonomik kalbi sayılan Baden-Württemberg’i yönetmeye aday. DW Türkçe’ye verdiği demeçte, bu yolculuğu “Klasik bir işçi ailesi çocuğunun mücadele dolu hikâyesi” olarak tanımlayan Özdemir, Almanya’daki fırsat eşitliğinin canlı bir örneği olduğunu vurguluyor.
90’lı yıllarda çevre politikalarıyla ilgilenmesine rağmen sürekli “yabancı kökeniyle” gündeme getirilmesini bir engel olarak değil, bir kamçı olarak gördüğünü belirten Özdemir, şu ifadeleri kullandı:
“Yabancı kökenli olmam siyasi bir konu hâline geldi. Oysa ben çevre politikasıyla ilgileniyordum. Yine de bu durum beni yıldırmadı, aksine daha çok çalışmam gerektiğini gösterdi.”
Seçim kampanyası sürecinde özellikle muhafazakâr ve aşırı milliyetçi kesimlerin hedefi olan Özdemir, kendisine yönelik eleştirilere meydan okuyan bir tavırla cevap verdi. Özdemir, “Eğer Trump, Putin ve Erdoğan destekçileri bana karşıysa, demek ki bir şeyleri doğru yapıyorum” diyerek demokratik değerlerin altını çizdi.
Özdemir, eyalet yönetimi için vaatlerini sıralarken kapsayıcılık mesajı verdi:
Toplumsal Güvence: Alevi, Kürt, gayrimüslim fark etmeksizin herkesin kendini güvende hissettiği bir yönetim.
Demokrasi Vurgusu: “Türkiye’de farklı düşünenleri hapse atıyorlar ama burada böyle bir zihniyete asla izin vermeyiz.”
Çok Sesli Türkiye: Türkiye’nin sadece Ankara’dan ibaret olmadığını, zengin bir kültürel mozaik olduğunu hatırlattı.
Yüzde 18 bandında oya sahip olan aşırı sağcı AfD (Almanya için Alternatif) partisinin yükselişini “toplumsal bir tehlike” olarak niteleyen Özdemir, kapıları tamamen kapattı. AfD’nin anayasadan ziyade dış güçlere (Putin ve Trump) yakın olduğunu savunan siyasetçi, onlarla yapılacak bir ittifakın liberal demokrasiyi zayıflatacağını ifade etti.
Ekonomi ve Sanayi Başlıkları:
Otomotiv Sektörü: ABD’nin gümrük vergileri ve Çin’in ucuz elektrikli araç rekabetine karşı sanayiyi koruma sözü.
Bürokrasiyle Mücadele: İş dünyasına ve işçilere daha az bürokrasi, daha hızlı süreçler vaat etti.
Bu seçim sadece adaylarıyla değil, kurallarıyla da bir ilk olma özelliği taşıyor. 7.7 milyon seçmenin sandık başına gideceği Baden-Württemberg’de, oy kullanma yaşı 16’ya düşürüldü. Bu sayede 650 bin genç seçmen ilk kez demokratik haklarını kullanacak.
Toplam 21 partinin ve 1.184 adayın yarıştığı bu tarihi pazar gününde, Cem Özdemir’in CDU’nun genç adayı Manuel Hagel karşısında elde edeceği sonuç, hem Berlin’deki federal hükümetin geleceğini hem de Almanya-Türkiye ilişkilerinin seyrini derinden etkileyebilir.
Cem Özdemir’in başbakan olması, Ankara ile ilişkilerde çift yönlü bir gerilim ve fırsat doğurabilir:
Ankara ile İdeolojik Çatışma: Özdemir, Türkiye’deki mevcut hükümete ve politikalarına (özellikle insan hakları ve demokrasi konularında) yönelik en sert eleştirileri getiren isimlerden biri. Bu durum, diplomatik temaslarda başlangıçta bir “soğuk rüzgar” estirebilir.
Diaspora Üzerindeki Etki: Almanya’daki Türk toplumunun bir kesimi Özdemir’i “başarı hikayesi” olarak görürken, muhafazakâr kesim mesafeli duruyor. Özdemir’in eyalet başbakanı olması, Almanya’daki Türklerin entegrasyon tartışmalarını “aidiyet” eksenine taşıyabilir.
Ekonomik Zorunluluklar: Baden-Württemberg, Mercedes ve Bosch gibi devlerin merkezidir. Türkiye, bu devlerin önemli bir tedarikçisi ve pazarı konumunda. Özdemir rasyonel bir siyasetçi olarak, ideolojik eleştirilerine rağmen ekonomik iş birliğini korumak isteyecektir.
Bu seçimde ilk kez oy kullanacak olan 650 bin genç, dengeleri tamamen değiştirebilir. Genç seçmenin iklim krizi ve dijitalleşme konusundaki hassasiyeti Özdemir’e yararken; ekonomik kaygılar ve göç tartışmaları CDU’yu (Hagel) öne çıkarıyor.