Güllü’nün trajik ölümü sonrası soruşturma, tanık ifadeleri ve ailevi ilişkiler üzerindeki etkileriyle çalkantılı bir sürece evriliyor.

Arabesk müziğin sevilen sesi Güllü’nün ölümüyle ilgili soruşturma yeni delillerle derinleşiyor. Tanık ifadeleri, vakada dış müdahale ihtimalini artırıyor.
Arabesk müziğin ikonik ismi Güllü, 26 Eylül 2025 tarihinde Yalova’nın Çınarcık ilçesindeki evinde kötü bir olayla yaşamını yitirdi. İlk başta kaza ya da intihar ihtimali üzerinde duran soruşturma, yeni gelişmelerle çok boyutlu bir yapıya kavuştu.
Güllü’nün ölümüyle ilgili yapılan adli tıp incelemeleri, sanatçının kanında 3.53 promil alkol bulunduğunu ortaya koydu. Ancak, bilirkişi raporu bu durumu yeterli görmemekte. Düşüş biçiminin dışarıdan bir müdahale olasılığını artırdığı belirtiliyor. Düşmenin kaza mı, yoksa bir cinayet mi olduğu konusundaki tartışmalar, delillerle birlikte daha da karmaşıklaşıyor.
Soruşturma sürecinde, Güllü’nün evinde bulunduğu söylenen Sultan Nur Ulu’nun tanıklığı kritik bir yer tutuyor. Ulu, Tuğyan Ülkem Gülter’in Güllü’ye bilinçli olarak fazla alkol içirdiğini ve tartışma sırasında onun bacaklarından tutarak ittiğini iddia etti. Bu ifade, olayın niteliği hakkında önemli bir soru işareti ortaya koyuyor.
Güllü’nün oğlu Tuğberk Yağız Gülter, 17 Aralık 2025’te savcılıkta ifade vererek olayın arka planıyla ilgili dikkat çekici detaylar paylaştı. Ablasının ilişkisi üzerine yaptığı yorumlar, olayın psikolojik boyutunu gözler önüne seriyor. Oğul Gülter, ablasının bir erkek için her şeyi göze alabileceğini, bu durumun annesi Güllü’nün ölümüyle ilişkilendirilebileceğini ifade etti. Ablasının son anlarında çalan müziği ve evdeki gerginliği vurgulayan Gülter, soruşturmanın seyrini değiştirebilecek unsurlara dikkat çekti.
Tuğyan Ülkem Gülter’in 9 Aralık 2025 tarihinde İstanbul’da valizleriyle birlikte yurtdışına kaçmaya çalışırken yakalanması, olayın başka bir boyutunu oluşturdu. Yakalanmasının ardından tutuklanarak cezaevine gönderilen Gülter’in son görüntülerindeki kilo alımı ve makyaj yapması, dikkat çekici detaylar arasında yer aldı. Bu gelişmeler, olayın toplumsal ve hukuki yansımalarını bir kez daha gündeme taşıdı.
Olayın gelişimi, Güllü’nün ölümünden sonraki günlerde yaşanan sosyal medya ve medyada geniş yankı buldu. Sanatçının hayatı ve kariyeri üzerine yapılan analizlerde, ailesinin ilişkileri vurgulandı. Olayın ardından tanık ifadeleri ve mahkeme süreci, kamuoyunda sürekli tartışılan konular arasında yer aldı. Güllü’nün son günlerinde sosyal çevresi ve ailesi arasındaki gerginlikler, olayı daha da karmaşık hale getiriyor.
Güllü’nün ölümü, sadece bir trajedi değil; aynı zamanda aile içindeki dinamikleri ve sosyal etkileşimleri de gözler önüne seriyor. Şüpheli şartlar altında gerçekleşen bu olay, bir çok kişinin dikkatini çekerken, medyada dönen spekülasyonlar da artıyor. İşin içine aşk, kıskanclık ve ailevi problemler girdiğinde, olayın karmaşıklığı daha da derinleşiyor. Güllü’nün ölümünün ardından yaşanan tartışmalar, toplumda aile ilişkilerinin ne kadar kırılgan olduğunu bir kez daha gösteriyor. Gelişmeler ilerledikçe, ortaya çıkacak yeni bilgiler, olayın gerçek yüzünü açığa çıkarabilir.