
Körfez’de tansiyonu düşürecek dev hamle: Pakistan’ın arabuluculuğunda hazırlanan iki aşamalı barış planı ABD ve İran’a sunuldu. Hürmüz Boğazı’nın açılması ve yaptırımların kaldırılmasını içeren plana İran kanadından “zaman baskısını kabul etmiyoruz” çıkışı geldi. İşte dünya ekonomisini ve siyasetini yakından ilgilendiren o planın detayları.
Küresel piyasaların ve dünya siyasetinin kilitlendiği ABD-İran geriliminde ilk kez somut bir barış planı masaya geldi. Diplomatik kaynaklardan sızan bilgilere göre, taraflar arasındaki çatışmayı sona erdirmeyi hedefleyen iki aşamalı bir uzlaşı taslağı hazırlandı. Sürecin yönetiminde ise Pakistan Genelkurmay Başkanı’nın yürüttüğü mekik diplomasisi dikkat çekiyor.
Pakistan’ın hem ABD Başkan Yardımcısı hem de İran Dışişleri Bakanı ile yürüttüğü temaslar neticesinde şekillenen plan şu iki aşamadan oluşuyor:
Birinci Aşama: Tarafların acilen silah bırakacağı geçici bir ateşkesin ilan edilmesi.
İkinci Aşama: Nükleer program ve yaptırımları kapsayan nihai ve kapsamlı bir anlaşmanın imzalanması.
Anlaşma taslağındaki en çarpıcı madde, İran’ın nükleer silah programını tamamen durdurması karşılığında uluslararası yaptırımların kaldırılması ve Tahran’ın dondurulmuş varlıklarının serbest bırakılması. Bu adımın, İran ekonomisine derin bir nefes aldırması öngörülüyor.
Planın yürürlüğe girmesiyle atılacak ilk somut adım, küresel enerji ticaretinin kalbi olan Hürmüz Boğazı’nın derhal trafiğe açılması olacak. Ateşkesin sağlanmasının ardından tarafların en geç iki hafta içinde masaya oturup kalıcı imzaları atması hedefleniyor.
Planın sunulmasının ardından İran cephesinden temkinli bir açıklama geldi. Üst düzey bir İranlı yetkili, Pakistan’ın önerisini aldıklarını ve değerlendirdiklerini doğrularken, şu kritik noktaların altını çizdi:
Zaman Baskısı: “Tahran herhangi bir zaman çizelgesini veya karar verme aşamasındaki baskıları kabul etmiyor.”
Güven Sorunu: “Geçici bir ateşkes için Hürmüz Boğazı’nı açmayız. ABD’nin kalıcı bir barışa hazır olduğuna dair şüphelerimiz var.”
Körfez’de barışın sağlanıp sağlanmayacağı, Washington ve Tahran’ın bu plan üzerindeki son kararıyla netlik kazanacak.