
Makarna, son yıllarda Türkiye’de giderek daha fazla tercih edilen bir besin haline geldi. Eskiden yalnızca bir yemek tercihi olarak görülen makarna, artık ekonomik sıkıntıların bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Türkiye’deki mutfaklar, bu değişimi en çarpıcı şekilde gösteriyor; makarna artık bir kültürden ziyade ekonomik bir zorunluluk haline geldi.
Yapılan istatistikler, Türkiye’de makarna tüketiminin hızla arttığını gözler önüne seriyor. 2013 yılında kişi başı yıllık makarna tüketimi 4,4 kg iken, 2024’te bu miktar 7,3 kg seviyesine ulaştı. Bu artış, ekonomik zorunlulukların bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Türkiye, dünya makarna tüketim sıralamasında 13. sırada yer alıyor ve bu tüketim, diğer ülkelerde olduğu gibi bir lüks değil, bütçe zorunluluklarının bir yansıması.
Gıda harcamalarındaki daralma, aileleri daha uygun fiyatlı ve doyurucu gıdalara yönlendiriyor. Türkiye’de kişi başı et tüketimi, OECD ülkelerinin ve dünya ortalamasının altında kalıyor. Makarna ise, bu açığı dolduran ekonomik bir alternatif olarak öne çıkıyor.
Pandemi öncesinde hane başı yılda 16 kg olan makarna alımı, şimdi 18 kg’a çıkmış durumda. Ipsos araştırması, Türkiye’de her alışverişte ortalama iki paket makarna alındığını gösteriyor. Tüketiciler, sosu iyi tutan burgu, geleneksel spagetti olarak bilinen çubuk ve çocuklar için eğlenceli olan fiyonk çeşitlerini en çok tercih ediyor.
Artan makarna tüketimi, bir yandan bir gereksinim, diğer yandan ise ekonomik şartların bir sonucu olarak karşımıza çıkıyor. Halkın temel gıdaya duyduğu bu ilgi, aslında geçim sıkıntısının ne denli derinleştiğini de gösteriyor. Makarna, bugün artık bir yemek olmanın ötesine geçmiş durumda.