
Makarna yoksul insanların vazgeçilmez yemeği oldu. Türkiye’nin mutfakları, ekonomik gerçeklerin en samimi anlatıcısına dönüştü. Artık sadece bir yemek tercihi değil, aynı zamanda alım gücünün bir yansıması olan makarna, rakamlarla kendini ele veriyor. Son veriler, temel bir gıda maddesi olan makarnanın tüketimindeki çarpıcı artışın, aslında derinleşen ekonomik sıkıntıların bir göstergesi olduğunu ortaya koyuyor. İtalya veya Tunus’ta bir kültür iken, bu topraklarda artık bir “zorunluluk” haline gelen bu besinin hikayesi, rakamlardan çok daha fazlasını anlatıyor.
İstatistikler, durumu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Kişi başı yıllık makarna tüketimi 2013’te 4,4 kg gibi düşük bir seviyedeyken, pandemiyle birlikte 7,5 kg’a fırladı. 2023’te hafif bir düşüş yaşansa da, 2024’te tekrar yükselişe geçerek 7,3 kg seviyesine ulaştı. Bu, son on yıldaki en yüksek seviyelerden biri. Ancak asıl dikkat çeken, bu artışın altında yatan neden: kültürel tercihten ziyade, ekonomik zorunluluk.
Türkiye, dünya makarna tüketim sıralamasında 13. sırada yer alsa da, listedeki diğer ülkelerin aksine (İtalya: 23,3 kg, Tunus: 17 kg) bu tüketim “lüks” değil, “ucuzluğun” bir sonucu. Bu durum, tüketim istatistiklerinin bazen refahın değil, mücadelenin bir göstergesi olabileceğini hatırlatıyor.
Hane halkının bütçesi üzerinde en büyük payı alan kira giderleri, gıdaya ayrılan payı giderek eritiyor. Bu daralan bütçe, aileleri daha uygun fiyatlı temel gıdalara yönlendiriyor. Bu durumun en net kanıtı, kırmızı et tüketimindeki çarpıcı tablo:
OECD ülkelerinde kişi başı et tüketimi: 34,8 kg
Avrupa genelinde: 34,5 kg
Dünya ortalaması: 18,1 kg
Türkiye’de: 16,6 kg
Türkiye’nin dünya ortalamasının dahi altında kalan et tüketimi, protein kaynaklarına erişimde yaşanan sıkıntıyı gözler önüne seriyor. Makarna, bu boşluğu dolduran, doyurucu ve ekonomik bir alternatif olarak öne çıkıyor.
Pandemi öncesi yılda 16 kg olan hane başı makarna alımı, ekonomik zorluklara rağmen 18 kg’a yükselmiş durumda. Bu görünüşteki paradoks aslında oldukça mantıklı: Gelirler düştükçe, insanlar daha uzun süre dayanan, düşük maliyetli kalorilere yöneliyor. Ipsos araştırması, makarnanın Türkiye’de yapılan her alışverişte ortalama iki paket olarak satın alındığını belirtiyor. Bu, “stok yapma” alışkanlığının yanı sıra, bütçe planlamasının bir gereği olarak yorumlanabilir.
Tüketicilerin en çok tercih ettiği makarna çeşitleri ise şu şekilde:
Burgu (%83): Sosu en iyi tutan çeşit olması, onu bir numaraya taşıyor olabilir.
Çubuk (%79): Geleneksel tercih ve spagetti sevenlerin vazgeçilmezi.
Fiyonk (%67): Özellikle çocuklu ailelerde renkli ve eğlenceli alternatif arayışının sonucu.
Yorum:
Bu tablo, sadece bir gıda maddesinin tüketim artışından çok daha fazlasını anlatıyor. Bir ülkenin sosyo-ekonomik durumunun mutfaklara nasıl yansıdığının, alım gücü düştükçe temel ihtiyaçların bile “lüks” kategorisine girebileceğinin ve insanların geçinme stratejilerinin nasıl değiştiğinin sessiz bir kanıtı. Rakamlar, Türkiye’de makarnanın artık sadece bir “yemek” değil, aynı zamanda bir “hayat memat meselesi” haline geldiğini gösteriyor. Bu durum, ekonomik politikaların gündelik hayatı doğrudan nasıl şekillendirdiğini anlamak açısından oldukça değerli bir veri sunuyor.