MHP Lideri Devlet Bahçeli, Selahattin Demirtaş’ın tahliyesinin toplum için hayırlı bir gelişme olacağını ifade etti. Bahçeli, siyasi meselelerin çözümünde diyalog ve uzlaşmanın önemine vurgu yaparak, bu tür adımların ülkenin huzuruna katkı sağlayacağını belirtti. Demirtaş’ın durumu, Türk siyasetinde tartışmalı bir konu olarak öne çıkarken, Bahçeli’nin bu açıklaması, çeşitli siyasi kesimlerden farklı tepkilere yol açabilir. Liderin bu çıkışı, MHP’nin yaklaşımını ve siyasi stratejilerini de gözler önüne seriyor. Bu gelişmeler, Türkiye’nin siyasi iklimini etkileyebilir ve ilerleyen günlerde tartışmaların odağı haline gelebilir. Demirtaş’ın tahliyesi ile ilgili olan tüm detayları ve gelişmeleri yakından takip etmekte fayda var. Siyasi arenada yaşanan bu tür olaylar, gelecekteki seçimlerde ve partilerin politikalarında önemli rol oynayabilir.

Grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Selehattin Demirtaş’ın tahliyesinin hayırlı olacağını belirtti.
Devlet Bahçeli şunları söyledi:
Seferberlik ruhuyla; taviz ve tereddüte düşmeden, tehir etmeden, gerektiğinde nefes alır gibi çalışıyoruz. Milletimizin her güzel insanına elimizi uzatıyor, gönlümüzü açıyoruz. Vatandaşlarımızı hem dinliyor hem de düşüncelerimizi açıklıyoruz. Kurduğumuz tüm teşkilatlarda hazır ve nazırız. Siyasi faaliyetlerimizi inançla, heyecanla ve adalet ilkesiyle sürdürüyoruz.
HER KAPIYI ÇALACAĞIZ, HER GÖNÜLÜ KAZANACAĞIZ
Bu kapsamda “Asırlık Birlik, Sonsuz Kardeşlik” temasının çağrısı altında, “Terörsüz Türkiye, Milli Birlik ve Dayanışma Buluşmaları”yla vatandaşlarımızla görüştük, konuştuk ve gündemdeki sıcak başlıklara dair düşüncelerimizi paylaştık. Halkımızın nabzını tuttuk. Kafalarda beliren ve büyüyen soru işaretlerini gidermek için “gayret bizden, tevfik Allah’tan” anlayışıyla hareket ettik. Nitekim çok önemli ve etkili sonuçlar aldık.
Sorumlu yüzleri, şaşkınlığa ve çelişkiye sürüklenmiş vicdanları; dürüst sorumluluk, samimi dokunuşlar ve sivil toplumla yürüttüğümüz çalışmalarla yatıştırdık. “Derdin derttir, dert bizim derdimizdir” anlayışıyla sohbet toplantıları düzenledik; yüz yüze görüşmelerle ev ve iş yeri ziyaretlerimizi gerçekleştirdik.
Türkiye’nin her yerinde, ta köylerimize kadar her kapıyı çalacağız; her eve gireceğiz, her gönlü kazanacağız. Ya dertlere çare olacağız ya da ortak olacağız. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakının hedeflerini anlattık; sorunları dinledik ve çözüm yollarını paylaştık. Dertler sağanak sağanak yağsa da biz ız ve buradayız. Sorunlar yumak yumak olsa da yine biz ız; her zaman milletimizin yanında ve hizmetindeyiz. Biz, Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakıyız. Kimseyi dertleriyle baş başa bırakmayız.
Content Video – MHP lideri Devlet Bahçeli: Selahattin Demirtaş’ın tahliyesi hayırlı olacaktır
SUDANDA YAŞANANLARI HATIRLATTI
Çağımızın öne çıkan en mühim sorunu, sürekli tırmanan çatışmaların, hız kesmeyen ekonomik kapışmaların, devamlı genişleyen ticaret ve hibrit savaşlarının yol açtığı küresel huzursuzluk sarmalıdır.
Coğrafyaların tansiyonu kaygı verici seviyededir. Askerî ve siyasî anlaşmazlıkların dalga boyu oldukça yüksektir. Maalesef sağduyunun ışığı ve taze nefesi kesilmiş hâldedir.
Orta Doğu’dan Kafkaslara, Afrika’dan Güney Amerika’ya, Karayipler’den Güney Asya’ya kadar toplumlar ve devletler âdeta bir girdabın içinde kıvranmaktadır.
2020 tarihinden bu yana Sudan’da hükûmet güçleriyle Hızlı Destek Kuvvetleri arasında devam eden iç savaşın ağır bedelini ise maalesef masum sivil halk canıyla, kanıyla ödemiştir.
Siyasi ve ekonomik çıkar merkezli, aynı zamanda dış tahrikli kanlı boğuşmaların, Sudan’ın egemenliğini ve bunun yanı sıra mücavir ülkelerin siyasî ve toprak bütünlüğünü tehdit ettiği ortadadır.
Sudan’da işlenen insanlık suçlarını en güçlü şekilde kınıyor, bu ülkenin bir an evvel kalıcı barış ve huzur ortamına kavuşmasını temenni ediyorum.
Sudan’daki şiddet katliamdır. Maruz kaldıkları katliam Gazzeyi aratmayacak düzeydedir.
İSRAİL SOYKIRIMI SÜRDÜRÜYOR
Hatırlarsanız, 14 Ekim 2025 tarihli Meclis Grup Toplantımızda şöyle konuşmuştum:
“Gazze Şeridi’nde 738 gün boyunca devam eden şiddet ve dehşet, 9 Ekim 2025 tarihinde kısmen son bulmuş, nihayet İsrail ile Hamas arasında ateşkes rejimi 10 Ekim 2025 tarihinden itibaren tesis edilmiştir.”
Asıl mesele, yapılan ateşkes anlaşmasının sahadaki uygulanması ve çatışan tarafların taahhütlerine, imzalarına sadık kalmasıdır. Ancak İsrail’in güven vermeyen askerî ve politik tutumu karşısında, tedbirli ve ihtiyatlı hareket etmek kaçınılmaz bir gerekliliktir.
Geldiğimiz bu aşamada, Mısır’da yapılan zirvenin ve alınan kararların İsrail tarafından çiğnendiği açıkça görülmüştür. İsrail, soykırım sürecini alçakça sürdürmüş, sivil yerleşim yerlerini yeniden vurmuştur.
Geçici ateşkese riayet etmeyen, masumları katletmekten vazgeçmeyen İsrail; sözüne, imzasına, taahhütlerine ve vaatlerine itibar edilmeyecek bir ülke olduğunu bir kez daha tescillemiştir.
Ateşkes kararını uydurma gerekçelerle ihlal eden Siyonist eşkıyalık, dur durak bilmeden kanlı operasyonlarını ilerletmekte ve çıtayı her defasında yükseltmektedir. Şu rezalete bakınız: Ateşkes kararının alınmasından bugüne kadar, çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 254 savunmasız insan hayattan koparılmıştır.
Amerika Birleşik Devletleri Başkanı’nın, Gazze’deki ateşkesle ilgili “kırılgan değil, çok sağlam” adeleri ise gerçeklerle bağını koparan, hayal âlemine dalmış, keyfî ve tarafgir bir siyasetçinin bitmek bilmeyen hezeyanlarıdır. Madem ateşkes kırılgan değildir. Soykırıma devam eden deccal ülkenin saldırıları nasıl izah edilecektir.
TOM BARRACK’A İSRAİL TEPKİSİ
Amerika Birleşik Devletleri’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın, Bahreyn’in başkenti Manama’daki beyanı; görev yaptığı ülkenin politik rotasına müdahale etme cüretkârlığına soyunması ileri düzey bir akıl tutulmasıdır.
Henüz soykırım suçunun hesabı görülmemişken, suçlular hesap vermemişken, iki devletli bir model tesis edilmemişken İsrail ile iş birliği içinde olacağımızı neye dayanarak, hangi hak ve yetkiyle iddia etmektedir “çerçeve kırıldı”, “kopuş olacak”, “bitti, bitiyor” yalanlarından hiç vazgeçmediler.
Biz çeliğe su verdikçe, biz vatan ve millet aşkında tek yürek oldukça; Cumhuriyet Halk Partisi’nden diğer muhalefet partilerine, yarım porsiyon akıl sahiplerinden fikri saplantı içinde sarkaç gibi gidip gelen yorumculara, bir kısım köşe yazarlarına ve sosyal medya tetikçilerine kadar uzanan niyet okuyucuları papatya falı açar gibi konuşmaktadır.
Çünkü 15 Temmuz’un karanlık gecesinde kutup yıldızı misali parlayan, meydanlarda anıt gibi duran böylesi ahlaki ve faziletli bir siyasi ittifaka; onların bünyeleri alışkın değildir, akılları da bunu almamaktadır.
Ne yaparlarsa yapsınlar, ne söylerlerse söylesinler; Cumhur İttifakı’nın birliği, dirliği ve kararlılığı her türlü tiranın, yalanın ve fitnenin üzerindedir.
29 EKİM RESEPSİYONU TARTIŞMALARI
29 Ekim tarihinde Anıtkabir’e niye gitmemişim, Külliye’deki Cumhuriyet resepsiyonunu neden protesto etmişim.
Yok Kıbrıs politikasında derin anlaşmazlık mı var, yok gözünün üstünde kaşınmış mı, yok öyleymiş yok böyleymiş. Geçiniz beyler geçiniz, iddia sahiplerinin hepsi çuvalladı, yine ters köşeye yattı, zahmet olmazsa sahte ve kaotik görüşlerinizi Cibali Karakolu’na gidip anlatın.
Galata Köprüsü’nü satarken yakayı ele veren Sülün Osman hayatta olsaydı bu kadarına da pes doğrusu diyerek tasını tarağını topladığı gibi terki diyar eylerdi.
29 Ekim’de Anıtkabir’e gitmemizin nedeni insani bir halden kaynaklanmış olamaz mı? Bizler, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerlerine olan bağlılığımızı her zaman dile getiriyoruz. Bu bağlamda, Anıtkabir ziyareti, Cumhuriyetimizin temel ilkelerine olan saygımızın bir göstergesi olarak değerlendirilmektedir.
Bu tür tartışmalar, bazen siyasi manipülasyonlara alet edilebilmekte; neticede, Cumhuriyet değerleri üzerinden yapılan eleştiriler, asıl amacından sapabilmektedir. Oysa biz, Cumhuriyetimizin kazanımlarını koruma ve geliştirme azmi içerisindeyiz.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı, sadece bir kutlama değil; aynı zamanda geçmişimize ve geleceğimize sahip çıkma, birlik ve beraberlik içerisinde olma zamanıdır. Bu özel günde, tüm vatandaşlarımızın Cumhuriyetimizin değerlerine sahip çıkması ve birlikteliğimizi pekiştirmesi elzemdir.
Sonuç olarak, Cumhuriyetimizin temellerinin atıldığı bu günde, herkesin birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesi, geçmişte yaşanan zorlukları unutmamak ve geleceğe güvenle bakmak adına büyük bir önem taşımaktadır. Bu anlayışla, bizler Milliyetçi Hareket Partisi olarak, Türkiye’nin her köşesinde, her bireyi kucaklayarak, ortak hedefler doğrultusunda ilerlemeye devam edeceğiz.
“`