
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı kapsamlı askeri operasyonun üzerinden iki hafta geçti. Ancak sahadaki gerçekler, Beyaz Saray’ın evdeki hesabının çarşıya uymadığını gösteriyor. Washington kulislerinde “Nerede hata yapıldı?” sorusu tartışılırken, analistler operasyonun hedefine ulaşmasını engelleyen 7 temel sebebi sıraladı.
İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki fiili kontrolünü artırması, dünya enerji piyasalarını sarstı. Gemisavar füzeleri ve intihar İHA’ları nedeniyle ABD donanması bölgede defansif bir pozisyona çekilmek zorunda kaldı. Petrol fiyatlarındaki sert yükseliş, operasyonun askeri maliyetinden çok ekonomik maliyetini tartışmaya açtı.
Operasyonun başında dini lider Ayetullah Ali Hamaney’e yönelik suikast iddiaları ve rejim değişikliği söylemleri tansiyonu yükseltmişti. Ancak İran yönetiminin sarsılmaması ve halefiyet sürecinin Mücteba Hamaney etrafında hızla konsolide edilmesi, ABD’nin “siyasi çöküş” beklentisini boşa çıkardı.
Müttefikler arasında hedef birliği sallantıda. Washington, sınırlı bir askeri darbe sonrası diplomatik çıkış ararken; Tel Aviv, İran’da köklü ve geri dönülemez bir rejim değişikliği için baskı yapıyor. Bu vizyon farkı, operasyonun komuta zincirinde aksamalara yol açıyor.
ABD yönetimi, operasyonun nihai hedefi konusunda net bir kamuoyu anlatısı oluşturamadı. “Nükleer tesislerin imhası mı, rejimin devrilmesi mi, yoksa sadece caydırıcılık mı?” soruları cevapsız kalırken, net bir zafer tanımının olmaması iç ve dış desteği zayıflatıyor.
Pentagon ağır darbeler vurulduğunu iddia etse de BM raporları farklı bir tablo çiziyor. İsfahan’daki tesislerde halen yaklaşık 200 kilogram yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum bulunduğu tahmini, İran’ın nükleer kapasitesinin tamamen yok edilemediğini ve küllerinden doğabileceğini kanıtlıyor.
Başkan Donald Trump’ın İran halkına yaptığı “rejime karşı ayaklanın” çağrısı karşılık bulmadı. Analistler, tam tersine bombardımanların milliyetçi duyguları tetiklediğini ve Tahran yönetiminin güvenlik önlemlerini en üst seviyeye çıkararak muhalefeti tamamen sindirdiğini belirtiyor.
Savaşın uzaması, ABD’deki benzin istasyonlarına zam olarak yansıdı. Artan petrol fiyatları ve gelen asker kayıpları, Trump yönetimi üzerindeki seçmen baskısını artırıyor. Savaşın maliyeti arttıkça, kamuoyundaki “neden oradayız?” sorusu daha yüksek sesle sorulmaya başlandı.
Sonuç: ABD ve İsrail teknolojik üstünlüğe sahip olsa da İran’ın asimetrik direnci ve ekonomik kartları, savaşı Washington için öngörülemez bir bataklığa dönüştürme riski taşıyor.