
Sanatçı Güllü’nün trajik ölümü sonrası başlayan soruşturma, yeni elde edilen dijital delillerle farklı bir boyuta taşındı. Güllü’nün kızı Tuğyan Ülkem Gülter hakkında cinayet şüphesiyle devam eden davada, anne-kız arasındaki sıkıntılı ilişki gün yüzüne çıktı.
Gülter’e ait telefon ve elektronik cihazların detaylı incelenmesi sonucu, annesiyle arasında yaşanan gergin tartışmaların gizlice kaydedildiği tespit edildi. Bu ses kayıtları, olay öncesindeki gerginliklerin derinliğini ortaya koyarak soruşturmada belirleyici bir unsura dönüştü.
Savcılık dosyasına giren mesajlar, olayın manipülasyon boyutunu gözler önüne serdi. Gülter, sevgilisi Kervan’a üzerine kurgu yapılmış darp videoları göndererek annesini suçladı. Ancak, yazışmaların devamında gerçekle yüzleşildiği görüldü.
Gülter, sevgilisiyle yaptığı mesajlaşmalarda, yüzündeki darp izlerinin kendi kendine verdiği zarar sonucu oluştuğunu kabul etti. “Doğru söylüyor, sinir krizi geçirdim” ifadeleri, bilinçli bir yönlendirme ve algı operasyonu olarak değerlendirildi.
Soruşturmanın gidişatını etkileyecek en önemli delillerden biri, Gülter’in ailesine yönelik nefret ve öfke dolu mesajları oldu. “Gebersinler” ifadesiyle yükselen tansiyon, sistematik kayıtlarla savcılık dosyasında özel bir yer buldu.
Son deliller ışığında, savcılık Gülter’in annesine karşı organize bir davranış içinde olup olmadığını araştırıyor. Annesini çevresine “saldırgan” gibi gösterme çabası, sahte görüntüler paylaşımı ve aileye yönelik nefret söylemleri, olayın planlı olup olmadığını sorgulatıyor.
Dijital mesajlar ve kayıtlar, bir ailenin içinde barındırdığı gizli çatışmalara ve radikal sonuçlarına ışık tutuyor. Bu tür olaylar, sevdiklerimizle kurduğumuz ilişkilerin ne kadar özen gerektirdiğini ve bu ilişkilerde yaşanan çatışmaların öngörülemez sonuçlara yol açabileceğini hatırlatıyor.