
ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela’daki gelişmelerin ardından Küba’ya yönelik yeni bir ekonomik yaptırım paketiyle uluslararası kamuoyunun dikkatini çekti. Trump yönetimi, Küba’ya petrol sağlayan ülkelere yönelik ekonomik yaptırımların kapsamını genişleterek, ABD’nin yeni dış politika stratejilerini öne çıkardı.
Trump, Küba’ya petrol satan veya sağlayan ülkelere yönelik ek gümrük vergileri içeren bir kararnameyi imzaladı. Beyaz Saray, bu hamlenin Küba’nın ABD’ye yönelik tehditlerine karşı bir önlem olduğunu açıkladı. Yeni tarifeler, ulusal güvenliğin korunması ve dış politikanın Küba’nın “kötü niyetli eylem ve politikalarından” muhafaza edilmesi amacını taşıyor.
Trump’ın İran’la ilgili açıklamaları da dikkat çekici. İlaveten, İran yönetimiyle görüşmelerin sürdüğünü ve müzakerelerin devam edeceğini belirtti. Trump, nükleer silahların geliştirilmemesi ve İran’daki protestoculara yönelik şiddetin durması yönünde güçlü uyarılarda bulundu. Ayrıca, ABD’nin İran’a karşı deniz gücü bulundurmayı sürdürdüğünü ama kullanmak zorunda kalmamayı umduğunu belirtti.
Trump ayrıca İngiltere ve Kanada’nın Çin ile işbirliğine yönelik planlarına sert eleştirilerde bulundu. Özellikle İngiltere’nin Çin’le işbirliği yapmasının riskli olacağını, Kanada’nın bu ilişkilerin daha büyük riskler taşıyabileceğini dile getirdi. Bu açıklamalar, ABD’nin uluslararası ticaret ve diplomasi alanında yeni bir yönelim izlediğini gösteriyor.
Trump, Kanada menşeli uçakların sertifikalarının iptal edildiğini ve bu uçaklara %50 gümrük vergisi uygulanacağını duyurdu. Kanada’nın Gulfstream jetlerini sertifikalandırmayı reddetmesi sonucu, Trump Kanada’da üretilen uçakların sertifikasız kabul edileceğini açıkladı.
Trump yönetiminin sert ve korumacı politikaları, uluslararası ilişkiler boyutunda yeni bir dönemin başlangıcına işaret ediyor olabilir mi? ABD’nin bu tür adımları, özellikle hedef alınan ülkelerle olan ticari ilişkilerde ciddi değişikliklere neden olabilir ve küresel ticaret savaşlarına yeni bir boyut kazandırabilir.