ABD’de 14-18 milyon yetişkin, ruh sağlığı desteği için yapay zeka kullanıyor. Hızlı yanıtlar, bazen olumsuz sonuçlara yol açabiliyor.

Yapay zeka araçlarının ruh sağlığına olan etkileri üzerine yapılan yeni bir araştırma, kullanıcıların destek arayışında ChatGPT gibi platformlara yöneldiğini ortaya koyuyor. Ancak bu durum beraberinde bazı olumsuz sonuçlar da getiriyor.
NPJ Digital Medicine’da yayımlanan bir çalışmanın sonuçları, ABD’de 1871 yetişkinle yapılan anketin verilerine dayanmaktadır. Bu araştırmaya katılan bireylerin %24’ü, ruh sağlığı destek arayışlarında yapay zeka modellerine başvurduklarını belirtmiştir. İlginç bir şekilde, bu grubun %70’i ChatGPT’yi tercih etmekte, %56’sı ise yapay zeka araçlarını ayda en az bir kere kullanmaktadır. Araştırmacılar, 2024 yılı itibarıyla yalnızca ABD’de 14 ila 18 milyon yetişkinin benzer şekilde yapay zeka sistemlerini ruh sağlıkları için kullanacağını öngörüyor.
Katılımcılara göre, yapay zeka araçları, sosyal ya da duygusal destek sağlamak için %62 oranında kullanılırken, %68’i depresyon, kaygı ya da stresle başa çıkmaya yönelik beceriler edinmek amacıyla bu tür platformlardan yararlanıyor. Ancak bu tercihin temelinde yalnızca destek bulma isteği değil, aynı zamanda uzman yardımı almakta karşılaşılan zorluklar da yatıyor. Yüksek maliyetler ve terapiye ulaşımda yaşanan güçlükler, bireyleri ChatGPT gibi sistemlere yönlendiren önemli sebepler arasında.
Yapay zeka kullanıcılarının en çok beğendiği özelliklerden biri, sağlanan hızlı ve empatik yanıtlar. Ancak, bu durum beraberinde bazı sıkıntıları da getiriyor. Katılımcılar, yapay zekanın çoğu zaman genel geçer cevaplar sunduğundan ve hafıza eksikliği yaşadığından şikâyet ediyor. Daha çarpıcı bir bulgu ise, ruh sağlığı için yapay zeka kullanan bireylerin, depresyon, yaygın kaygı, travma sonrası stres ve yalnızlık oranlarının daha yüksek olduğunu göstermesi.
Son aylarda yapay zeka, sağlık alanında kapsamlı bir şekilde tartışma konusu haline geldi. Pandemi sonrası ruh sağlığı sorunlarının artışı, bireylerin terapistlerle iletişim kurmasını zorlaştırdı. Bu süreç, birçok bireyin, maliyet ve erişim sorunları nedeniyle alternatif çözümler aramasına neden oldu. Yapay zeka tabanlı destek sistemleri, kolay erişim sunması ve anında yanıt verme kabiliyeti ile bu ihtiyaçları karşılamak amacıyla öne çıktı. Ancak, bu sistemlerin uzun vadeli etkileri ve güvenilirliği üzerine tartışmalar sürmektedir.
Uzmanlar, yapay zeka ile ruh sağlığı desteği arasında bir denge sağlanması gerektiğinin altını çizmektedir. Hızlı yanıtların sağlanması, birçok kullanıcı için bir avantaj olsa da, her bireyin ihtiyaçlarının farklı olduğunu unutmamak önemlidir. Yapay zeka, insan etkileşimini tam anlamıyla ikame edememektedir; dolayısıyla, terapistle yapılan seansların yerini alması beklenmemelidir. Kullanıcıların, AI araçları ile daha dikkatli bir şekilde ilişkilenmeleri önerilmektedir.